Prof. Dr. Osman TURAN ve Karadeniz Türklüğü

Ercan KANDEMİR

Türk Ocakları eski başkanı Çepni Türk Büyüğü Prof. Osman TURAN’ın bir bahsi üzerinden Karadeniz Türklüğünü değerlendireceğim.

Prof. Dr.Osman TURAN bir konuşmasında Prof. Dr. Faruk Kadri TİMURTAŞ’a şöyle diyor;

“Bakın, ben Trabzon’un Çaykara ilçesi Hopşara (Soğanlı) köyünde doğdum. Annem, babam, dedem ve ninem bizim oralarda bazı köylerde konuşulan bir çeşit Rumca konuşurlardı ve bende bu dili bilirim. Biz, Rum asıllı değiliz. Türk oğlu Türk ve Müslümanız. Biz, Oğuz Türklerinin Çepni boyundan gelen göçebelerdenmişiz. Anadolu’ya geldiğimizde bizim obalarımızı Karadeniz kıyıları ve kıyı şeridi arkasındaki dağ eteklerine sevk etmişler. Göçebe Çepni boylarının bütün varlıkları ; at, katır, eşek, koyun ve köpekleri ile yün, deri, çadır ve ev eşyaları ve bir miktar altın paradan ibaretmiş. Yeni geldikleri yörelerde (Trabzon, Of, Sürmene, Çaykara, Maçka, Tonya vb.) çadırları ve sürüleri bırakıp ev yaparak yerleşik hayata geçmeye çalışmışlar. O zamanlarda bölgede Rumca konuşan halk yerleşik ve şehirli idi. Göçebe Çepni Türkleri onların dilini bilmiyorlar, yerli Rumlar ise Çepni Türklerinin dilini öğrenmeye tenezzül etmemişler. Ev yaptırıp, ihtiyaçlarını karşılayabilmek için göçebe Çepni Türkleri mecburen Rumca öğrenmeye başlamışlar. Zamanla, şehirli olan yerli Rumların dillerini öğrenen bazı köyler bu dili kullanmaya başlamışlar ve bir kısmı da anadilleri Türkçeyi bırakmışlardır. Hal ve keyfiyet bundan ibarettir.”

Turan Hocanın bahsettiği Rumca konuşanlar da aslında Kıpçak Türklerinden başkası değildir. Trabzon Maçka’da yer alan Vazelon Manastırı kayıtlarında ortaya çıkan ailelerin Türkçe isimler, soy isimler taşıması bunun kanıtıdır. Sadece bundan da ibaret değldir. Tonya İskenderli’de yaşayan ve Rumca konuşan insanların yaşadığı yerin yöresel adının Kumyatak yani Kuman yeri olması da buna örnektir. Türk dil bilimcilerin araştırmasına göre zaten bu insanların Kıpçak Ağzı ile Türkçe konuşması başlı başına bir kanıttır. Yine Trabzon Devleti’nin askerliğini paralı askerlerden oluşan Kıpçak Türklerinin yapmış olması da bir kanıttır.

Trabzon Devleti’nin yöneticileri ekonomik nüfuz sahibi olan, koloni ticareti yapan güçlü ailelerdi. Ancak yerel halkı hiçbir zaman Yunanlılar oluşturmadı. M.Ö. 400’de yazılan Anabasis (On Binlerin Dönüşü) kitabı da bunu kanıtlıyor.

Bu tarihte bölgede Yunan koloniciler vardı. Pers devletinin taht kavgasına dahil olan on bin kişilik Yunan birliği geri dönüşte Trabzon üzerinden geçiyor. Bölgede yerel kabileler bulunuyordu. Yer yer bu kabilelerle Yunan birlikleri çatışmalara da giriyor. Bu da aslında bölgede tek bir devletin değil kabilelerin yer yer egemenliği olduğunu gösteriyor.

Trabzon’da yaşayan Tibarenlerin bölgesinden geçecek olan Yunan birliği onlarla Yunanca anlaşamıyor. Bundan dolayı Trabzon limanından bir tercüman tutuyorlar. Bu da M.Ö. 400’de dahi bölgede yaşayanların Rum ya da Yunan olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Zaten bu tarihte Karadeniz’e yaşayan Tibaren, Mossionoik gibi grupların Kafkas kökenli Türk kavimleri olduğu tarihi çalışmalarda geçiyor.

Daha sonraki tarihlerde Karadeniz Türklüğü sırasıyla Kimmerler, İskitler, Kıpçaklar  ve Oğuz Çepni Türk göçleriyle destekleniyor. Buradan çıkartacağımız sonuç Karadeniz’de Rumca konuşanların Rum olmadığıdır.

Zamanında bölgede hakim ticari ve siyasi güç olan Yunan hanedanlarının yönetiminde bölgede yaşayabilmek için yerel halkın antik Yunanca öğrenme zorunluluğu vardı.

Bu durum Arap coğrafyasında Tolunoğulları ile başlayan, Eyyubiler, Memlükler ve Osmanlılar ile devam eden yönetimi Türk halkı Arap meselesine benzemektedir. Karadeniz tarihinde yönetimi Yunan halkı Türk şeklinde bir dönem yaşanmıştır ve bitmiştir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir