Küresünniler – 2 Kökenleri, Siyasi Duruşları, Yaşadıkları Yerler

Vanekspres.com.tr yazarı Ercan DEMİRCİ, Küresünniler – 1 “Acem Senin Babandır” yazısını kaleme almıştı.

  1. yazıyı buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.

Van Ekspres’in değerli okuyucuları, Küresünniler 1-2-3 yazı dizimizin ilk bölümü Pazartesi yayımlanmıştı. Bugün 2. Bölüm.

(VAN) Küresünni’ye Acem demenin yanlışlığını,1920’lerin başında İran’dan ‘Van’a göçün sebeplerini, o günkü çatışma ortamında yaşanan travmaları yazmıştım. Okurların çok önemli bir bölümünden mesaj aldım, birçok akademisyen ve gazeteci arkadaşım arayıp takdir ve teşekkür etti. Sağ olsunlar…

Fakat bazılarını bilmeden kırmışım!

Kısaca bahsedeyim: Bildiğiniz üzere İngilizler, Ruslar ve Almanlar o tarihlerde tüm orta doğuda yaptıkları gibi, Osmanlı-İran sınırını da envai türlü dalaverelerle karıştırıyorlardı. Kürtleri, Türkleri, Farsları, Ermenileri, Nasturileri ve tüm bölge halklarını, hatta yer yer aynı ırktan aşiretleri silahlandırarak-besleyerek bir birine düşürüyor, kırdırıyorlardı. Birçok hadise ve büyük acılar yaşandı. Neticede Kürtler çok kayıp verdi ve 4 parçaya bölündü vs.

Önceki günkü yazımda tamda bu ortamda yaşanan spesifik anlamda Küresünni göçünü ve o günün koşullarını anlatırken “bir takım nahoş olaylara” değinmem, Gazeteci titizliği ile travmaları anlatmam, Van’da birkaç kişiyi üzmüş. Bu kişiler, Kürtlere hakaret ettiğimi bile iddia ettiler. O yazıdan bu sonucu nasıl çıkardılar bilmiyorum. Hayret ettim, üzüldüm…

Bunun üzerine gece geç saatlerde Van Ekspres’in kıymetli yayın yönetmeni ve Türkiye İnternet Gazeteciliği Derneği Van İl Başkanı, kadim dostum İshak Kara ile konuyu kendi aramızda konuştuk.

Amacım kimseyi kırmak, kötülemek olmamasına, durum tespiti yapmış olmama rağmen, “madem kırılanlar oldu o vakit yazıyı kaldıralım” kararı aldık. Sadece insanların “aidiyetlerine duyduğumuz saygıdan” ötürü! Lütfen hiç kimse, ama hiç kimse konuyu başka tarafa çekmesin.

*****

Gelelim 2. Bölüme…

Küresünnilerin büyük çoğunluğu bugün halen Van ve Yüksekova sınırının tam karşısındaki şehirlerde yaşar. Özellikle Hoy, Salmas ve Urmiye’de. Anlaşılabileceği üzere; o zaman da şimdiki gibi Kürtlerle iç içe yaşayan Küresünniler, Birinci Dünya Savaşı döneminde, henüz Türkiye-İran sınırı resmi olarak belirlenmeden önce, Van ve çevresine serbestçe gelip gitmektedirler.

Mesela Hoy’un güneybatısında, Kürtleşmiş Küresünni köylerinin varlığı bilinmektedir. İran’da Farsça ve Kürtçe, Van’da Kürtçe konuşan Küresünniler vardır.

Salmas’ın Şekeryazı köyünden Âşık Behlül bir şiirinde der ki:

“Ecemler Kürd diyer, Kürd Ecem sayar,

Hansı harda tutdı orada soyar,

Edalet şah olsa bir qanun qoyar,

Demez ki arada öl Küresünnü”…

KÜRESÜNNİ İSMİ NERDEN GELİR?

Küresünniler, dil ve bazı kültürel unsurlar açısından Azerilere benzerler. Bu nedenle kendilerini Azeri olarak tanımlayanlar da vardır. Fakat bu hususta hatırı sayılır derecede karşıt görüş vardır. Kahir ekseriyet, Azeri olmadıklarını, Oğuz Türklerinin Çepni Boyundan geldiklerini kabul eder.

Küresünni isminin nereden ve ne manaya geldiğine dair kafa karışıklığı ve çok sayıda iddia vardır. Bunlardan en kayda değer olanlarına bir bakalım:

İlk iddia Küresünnilerin Giresun’lu olduğu. Rivayete göre yirmi iki Türk boyundan biri olan Çepniler, Selçuklu döneminde gelip Doğu Karadeniz ve Batı Anadolu’ya yerleşir. Osmanlı dönemine kadar çoğu Alevi mezhebine mensuptur. Giresun’da yaşayanlar sufilik inancına sahiptir. Osmanlının şeriat hükümleri ile bağdaşamayan bir yapıda yaşam sürdükleri için, göç edip bu günkü İran Sınırları içinde kalan Güney Azerbaycan bölgesine yerleşirler.

Giresunlu ismi zamanla Kiresunlu, Küresunli, Küresünni’ye dönüşür.

Diğer bir yaygın ve çok kabul edileni; Küre yani dünya, Sünni yani mezheb isminin birleşmiş olduğu teorisidir. “Sünni Dünyası” anlamına gelir. Muhtemelen Şiilerden ayrışmak için isimlerini mezhepleriyle birlikte söyleme gereği duyarlar. Bu yönleriyle dünyadaki tek toplumdurlar.

Ayrıca Küresunniler’in inanışları yaşantılarında önemli bir yer tutar. Muhafazakar bir yapıya sahiptirler. İşin çarpıcı yanı, çoğunlukla Hanefi mezhebine tâbi Türk toplumundan farklı olarak, yüzlerce yıldır birlikte yaşadıkları Kürtler gibi Şafii mezhebini benimsemeleridir.

Kurhesinni diyenler de vardır. Bu Kürt Hasan’ın çocukları anlamına gelir. İddiaya göre aslında Kürt’türler. Hatta ben bunu hem Van’lı hem İran’lı birçok Küresünninin ağzından ısrarla duyduğumu ifade etmek isterim. Fakat yazılı kaynaklarda böyle bir bilgiye rastlanmamaktadır.

Kür ve Aras Azerbaycan’ın iki önemli akarsuyudur. Aras Nehri, Kur Nehrinin bir koludur ve etimolojik olarak Küresünni isminin bu nehirlerin isimleri ile ilişkili olduğu da iddia edilir.

Başka bir iddia ise; bazı yazılı kaynaklarda isimleri geçen ve milattan önce yaşamış “Kussiler” kavmiyle ilişkilidir. Ancak Küresünnilerin bu kavimle bağının olup olmadığı kanıtlanamamıştır.

Son olarak Kara-Sünnî, Kore-Sünnî (Kör edilmiş Sünnî) yakıştırmaları da yapılmaktadır, lakin bunun hiçbir ilmi yönü yoktur.

NERELERE YERLEŞTİLER

Daha önce de ifade ettiğim üzere İran’dan göçle gelen Küresünniler, 81 il içinden sadece Van’a çok az bir kısmı ise Bitlis, Ahlat ve Adilcevaz’a yerleşir. Devlet kendilerine Ermenilerden boşalan arazileri tahsis eder.

Van merkezde, Altıntepe, Abdurrahmangazi, Yalı, Beyüzümü, Selimbey, Cevdetpaşa, Valimithatbey ve İskele Mahalleleri, Bostaniçi, Çalımlı, Kaymaklı, Alaköy, Arıtoprak, Dağönü, Derebey (kısmen), Ermişler, Gülsünler, Karagündüz, Karakoç, Kasımoğlu, Kavuncu, Kıratlı, Şahgeldi (kısmen) ve Yumrutepe köylerine yerleşmişlerdir.

Başkale; Eşmepınar (kısmen), Böğrüpek, Kaşkol ve Yanal (kısmen).

Çaldıran; Aşağı Kuyucak, Aşağı Mutlu, Güngören, Kilimli (kısmen), Umuttepe, Yağıbasan, Yassıtepe, Yukarı Kuyucak, Yukarı Mutlu ve Yukarı Sağmallı köyleri.

Edremit; Köprüler Köyü.

Özalp ilçe merkezi, Sağmalı, Aksorguç, Aşağı Akçagül, Aşağı Tulgalı (kısmen), Bodurağaç, Boğazkesen, Çırak, Çubuklu, Eğribelen (kısmen), Gözdeğmez (kısmen), Hacıali, Hacıkışlak ve Seydibey köyleri.

Saray ilçe merkezi, Bakışık (kısmen), Kepir, Beyarslan, Çakmak, Örenburç (kısmen) ve Sırımlı köyleri.

Yüz yıldan fazla süredir Van’da yaşayan Küresünni aşiretinin günümüzde takriben 120-130 civarında nüfusu vardır.

NE İŞ YAPARLAR

Van’daki Küresünnilerin yüksek öğrenim taleplerinin yerlilere ve Kürtlere oranla düşük olduğu gözlenmektedir. İstisnalar kaideyi bozmamak şartıyla; aile içinde erkek çocuğundan daha baskın olan kız çocuklarının, ilköğretim sonrası eğitime devam etme oranları yakın tarihlere kadar çok çok azdır. Bir yükseköğrenim kurumundan mezun olan erkek sayısı da pek iç açıcı değildir. 100 yılı aşkın zamandır Van’da yaşan Küresünnilerin içinden çok az sayıda Avukat, Doktor ve Akademisyen çıkmıştır. Doğruya doğru…

Dünkü yazıda da ifade ettiğim üzere “esnaf bir halktır.” Dikkatinizi çekmiş midir bilmem, mesela sanayi esnafının yüzde sekseni Küresünnidir. İsimlerini zikretmediklerim olabilir endişesiyle tek tek saymayacağım İş insanlarının sayısı da çok azdır. Batıda yaşayan çok zengin birkaç iş insanının ise Van’da hiçbir yatırımı yoktur.

SİYASİ YAKINLIK

Siyasal olarak genellikle Sağ Muhafazakar ve Milliyetçi cepheye yakın duran Küresünniler, bu güne kadar hemen her dönem iktidardaki partisi lehine oy kullanmıştır. Sadece 2015 Haziran seçimlerinde AKP’yi boykot etmişler, sandığa gitmemişlerdir.

Küresünnilerin içinden sol partilere, CHP’ye üye olan, oy veren belli bir kesim de vardır. Kürt Hakları eksenli politika yürüten DEM-HDP’de siyaset yapanlar da vardır. Mali Müşavir Servet Aktaş bu isimler arasından Van’ın en tanınan simalarındandır. (Ben kendisine Van’ın Sırrı Süreyya’sı gözüyle bakarım, kısmetse bir gün onun da yazacağım:)

Küresünniler Van’daki 100 yıllık geçmişlerinde sadece 2 milletvekili çıkarabilmiştir. Biri Sıhke Köyünden Mustafa Kaçmaz, diğeri Saray İlçesinden Halil Kaya. Oysa ki aynı dönemde Van’a göç eden Brukan aşiretinden onlarca isim, hemen her siyasi partiden aday olmuş ve Parlamentoya gitmiştir.

100 yıllık tarihte sadece 2 milletvekili çıkarabilmiş olmaları, yükseköğrenimde kayda değer ölçüde yer alamamaları, kız çocuklarının okullaşma oranının hala yeterli seviyede olmaması, kent bürokrasisinde neredeyse hiç yer almamış olmaları, onlar adına üzücüdür…

Sevgili okurlar, ikinci bölümü de burada noktalamak istiyorum. Daha önce ifade ettiğim üzere yazı dizimizin son bölümü Cuma günü yayımlanacak. Ve Cuma günkü yazıda, yukarıda bahsettiğim başarısızlıkların nedenlerini, Küresünni ismiyle ilgili nasıl bir reform hazırlığı içinde olduklarını yazacağım. Bir de sürprizim olacak. Sizden biri konuğum olacak…

Not: Bilmenizi isterim ki, amacım kimseyi kötülemek ya da övmek değil. Şartlar her ne olursa olsun, bu güne değin gözünü budaktan sakınmamış, ilkeli bir gazeteci olarak, muhatap kim olursa olsun, eğrisini, doğrusunu yazmaya devam edeceğim…

Görüşmek üzere, kalın sağlıcakla…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir