Dolar : Alış : 3.8591 / Satış : 3.8660
Euro : Alış : 4.5511 / Satış : 4.5593
HAVA DURUMU
hava durumu

trabzon17°CAz Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 32 Kategoride 167 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Şalpazarı Çepnileri’nin Dili Üzerine Araştırma

06 Şubat 2017 - 11 views kez okunmuş
Ana Sayfa » Çepni Kültürü»Karadeniz»Şalpazarı Çepnileri’nin Dili Üzerine Araştırma
Şalpazarı Çepnileri’nin Dili Üzerine Araştırma

İstanbul Türkçesi’nin 12. ve 13 yy. Anadolu Türkçesiyle olan haldeki farkı, Ağasar yöresi Türkçesi ağzı için aynı oranda geçerli değildir. Zira “Ağasar” yöresi Türkçesi ağız özellikleri, andığımız Anadolu Türkçesi devrine daha yakındır, Bu durum 12. ve 13. yy’da Anadolu’da konuşulan Türkçe’yle fanatik, etimolojik ve kelimelerin hâlâ ölmeyip yaşıyor olması durumuyla karşımıza çıkmaktadır.
Karadeniz bölgesi sınırları içinde bir yöre olmasına rağmen, fanatik açıdan iç Anadolu Türkçesi ağız özelliklerine yakın olan “Ağasar” yöresi Türkçesi ağzının bu istisnai durumu yöre çevresine 13. yy’ın ikinci yarısında yerleşen Çepnilerin kendi içinde kapalı bir kültür yaşama gayreti tercihinin doğal sonucudur.
Çepnilerin kendi içinde kapalı bir kültür yaşama gayretinin ne derece kesin ve sert sınırlar çerçevesinde geliştiğini görmek için yörede yaşamak bir zaruriyettir. Bugün köy sınırları iç içe geçmiş olmasına; iki ayrı köyün evleri arasında yalnızca on metre mesafe bulunmasına rağmen iki köy halkı arasında ağız özellikleri, gelenek ve görenekler açısından önemli farklar göze çarpmaktadır. Bu iki köy Çepniler tarafından 15. yy’da kurulan Düzköy ve Dere-köy’dür.
Yörede fanatik özellikler konusunda şunları sayabiliriz. “H”, “f” seslerinin kelime içinde, sonunda ve ortasında değişim gösterdiğini tespit etmiş bulunmaktayız. Hoca yerine Foça, esah (gerçek) yerine esaf, ahır yerine afur kelimeleri kullanılmaktadır.
Yöre içi yerleşim birimlerinde tercihe dayalı farklı ses kullanımları olduğu da bir başka tespitimizdir. Bu sesler “f” ve “u” sesleridir. Şal-pazarı ilçe merkezinde “f” kullanımı tercih edilirken yöre köylerinde V kullanımı tercih edilmektedir. Şalpa-zarfnda Sayfançatak kullanımı Ağa-sar yöresi köylerinde Sayvançatak olarak işlerlik kazanmış durumdadır.
Şimdiki zaman çekim eki olan “yer”, yöre ağzında, fiillerin şahıs çekimlerinde “r” sesini kaybedip, “o” sesinin darlaşması biçiminde “yu” kullanılır. Geliyorum, geliyorsun, geliyor, geliyoruz, geliyorsunuz, geliyorlar kelimeleri yerine ge-liyum, geliyun, geliyu, geliyuz, gidi-yunuz, geliyular biçimi kullanılır.
Üçüncü tekil ve üçüncü çoğul şahis zamiri olan “O” ve “Onlar”, “U” ve “Unlar” biçiminde telafuz edilir.
Yabancı dillerden Türkçe’ye geçmiş olan spor, tren, Trabzon gibi kelimeler türkü ve manilerde baştaki iki sessiz harf arasına bir sesli harf girecek biçimde kullanılır ve son şekliyle yer alır. Türkü ve manilerin hece sayısı bu esas üzerinden hesaplanır.
Tı rab zo nun kö yün de
1 2 3 4 5 6 7
Ye rim ol sa du rur dum
1 2 3 4 5 6 7
Ağasar yöresinde kelime içinde ikizlerne hâlâ devam etmekte dolayısıyla “g” sesi varlığını devam ettirmektedir. Bu özellikle İstanbul Türk-çesi’nde yaklaşık olarak dört asır önce ortadan kalkmış bulunmaktadır. Örneğin gönlüm, banga, dengiz kelimelerinde görüldüğü gibi “g” sesi kelime içinde ikizleşmede varlığının sürdürmektedir. Bu durum telaffuzda nazal’nun (s), fn) kullanımını doğurmaktadır.
Orta Anadolu ağzındaki sözcüklerdeki ses değişikliklerine de rastlamak mümkündür. Bazı sözcüklerin ilk sessizleri olan “h, ı, r” dar sesliyle yer değiştirmiştir.
Örnekler:
Ramazan : îramazan Recep : Irecep Limon : İlimon Hüseyin : İsin
Şalpazarı yöresinde, başta belirtildiği gibi ağız farklarına sıkça rastlanır (mahalle ve köyler arasında)
Örnek: “Mehmet” ismi
Turalıuşağı mahallesinde : Memed
Düzköy’de : Mimed
“Ahmet” ismi
Turalıuşağı mahallesinde : Ay m id
Karakaya köyünde : Ahmit Diğer köylerde : Ağmed,
Amed vb.
“Muhammet” ismi
Doğancı, Dorukkiriş Köy : Mumed
Diğer Köylerde ; Memed,
diye telafuz edilir.
Köyler arasında bazı sözcükleri kısa ve uzun söylenişleride dikkat çeker.
Örnek: “Külek” kelimesi
Çamkirİş Mahallesinde: Külek
Turalıuşağı Mahallesinde : Güülek
vb. olarak kullanılır.
İstanbul Türkçesi’nde ölü kabul edilen kelimeler hâlâ tüm canlılığıyla yaygın biçimde Ağasar yöresinde kullanılmaktadır. İşte bunlardan bazıları: Az önce anlamında “bayak”, az sonra anlamında “zeet”, geçen sene anlamında “bıldır”, sahip çıkma anlamında “dava”, sırtta taşımak anlamında “hobuk, hobuç”, omuzda taşımak anlamında “hıç”, uyuşuk anlamında “löslös”, sevgili anlamında “teküllü”, ani parlaklık ya da yıldırım çakması anlamında “ya-iapama”,ağıl anlamında “bad”, koyunların sağıldığı yer anlamında “bere”, üşümek anlamında “buymak” kelimeleri kullanılmaktadır. Ayrıca e-doğru anlamında “a naru” edatı kullanılır. Bu edat Orhun Yazıtlarında “inam” biçimile yer alır.

Cümle kuruluşu sırasında bir tek fiilin kullanılmasının yeterli olmasına rağmen hem fiil kullanılır hem de aynı fiilin isimleşmiş hali kullanılır. Gittim cümlesi yerine, gitme gittim, cümlesi kullanılır. Şalpazarı’na gitim değil. Şalpazarı’na gitme gittim denir. Tüm cümlelerde durum istisnasız böyle olunca daha fazla örnek vermek istemiyorum.
Yörede parmaklara verilen isimler istanbul Türkçesi’ndekinden çok daha farklıdır ve parmak isimlerinin bu değişik isim sayısı 15 kadardır.

Yörede Hamsi dışında bir balık ismi kullanılmaz, Hamsi’nin dışında kalan tüm balık türlerine “balık” denilmekle yetinilir.
•Yörede erkek isimleri büyük oranda Muhammet, Ali, Hasan ve Hüseyin’dir. Kadın isimleriyse Ayşe, Fatma, Emine ve Havva’dır.
Yöreden derlediğimiz ve istanbul Türkçesi’nden çoktan beri kaybolan beş yüz farklı kelime tespit etmiş bulunmaktayız. Bu kelimelerin bazılarını notlarımız arasınnda verdik.

Yöreden derlediğimiz üçyüz bilmeçe, üç bin türkü ve beşyüz mani üzerinde yaptığımız kelime türleri araştırması kapsamında oldukça çarpıcı bir durumla karşılaştık. İncelediğimiz edebiyat nevilerinin yüzde 34 oranında isim, yüzde 66 oranında fiil olduğu neticesine vardık. Bu’ durumun çarpıcılığı aynı oranın günümüzden yaklaşık sekiz asır önce yazılmış olan Kaşgarlı Mahmud’un, “Divan-ü Lügat-it Türki” adlı eserde de tespit edilmiş olmasından kaynaklanmaktadır.
Bu durum hâlâ yarı göçebe hayat süren Ağasar yöresi halkının hayat biçiminin Orta Asya’da şu anda belirli bölgelerde ve bin sene önceki Türkler’in hayat biçiminin ayniliğinin doğal tezahüründen başka nedir?
“Gapıya sokpulak dur biri dikilir padali”

 

Kaynak: http://www.salpazari.bel.tr/kueltueruemuez/dil-oezellikleri

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler :
TemaFabrika