Dolar : Alış : 3.8591 / Satış : 3.8660
Euro : Alış : 4.5511 / Satış : 4.5593
HAVA DURUMU
hava durumu

trabzon17°CAz Bulutlu

- Hoşgeldiniz - Sitemizde 32 Kategoride 167 İçerik Bulunuyor.

SON DAKİKA

Çepniler -Veli SALTIK

14 Nisan 2016 - 6 views kez okunmuş
Ana Sayfa » Çepni Tarihi»Çepniler -Veli SALTIK
Çepniler -Veli SALTIK

Veli SALTIK

Yol Dergisi 38. sayıda yayyınlanan “ÇEPNİLER VE GÜVENÇ ABDAL OCAĞI” adlı makalemdir.
Çepniler, Oğuzların Üçok boyundandır. Oğuzlar önce “Bozoklar” ve “Üçoklar” adıyla iki ana gruba ayrılırlar. Bu gruplar da 12 şer boy olmak üzere 24 boya ayrılırlar. Oğuz söylencelerine göre Çepniler, Gökhan’ın dördüncü oğlu Çepni’den türemişler.
Prof. Faruk Sümer, bu boyları şöyle tasnif etmektedir:
“Oğuzlar, önce iki ana gruba ayrılır. Bu gruplarda 12 şer boy olmak üzere 24 boya ayrılırlar. Bunlar:
“A-Gün Han Oğulları:
1-Kayılar, 2-Bayatlar, 3-Alkaevliler, 4-Karaevliler;
B-Ay Han Oğulları:
5-Yazırlar, 6-Dogerler 7-Dodurgalar, 8-Yaparlar;
C-Yıldız Han Oğulları:
9-Avşarlar, 10-Kızıklar, 11-Beğdiller, 12-Kargınlar,
D-Gök Han Oğulları:
13-Bayındırlar, 14-Peçenekler, 15-Çavuldurlar (Çavdarlar), 16-Çepniler; E-Dağ Han Oğulları:
17-Salurlar, 18-Eymürler, 19-Alayuntlar, 20-Üreğirler;
F-Deniz Han Oğulları: 21-Yazırlar, 22-Büydüzler, 23-Yıvalar, 24-Kınıklar. (Sümer, 1999)
İşin gerçek yanı şu ki; bunlar söylencedir. Gerçek hayatta bu denli eşit matematiksel bir bölünme olmaz. Önce altı oğul, sonra bu altı oğlun hepsinin de dörder oğlu olmaz.
Oğuzlar; 6.Yüzyılın sonlarında Tula boylarında yaşıyorlardı. Bu dönemde Göktürk İmpa-ratorluğu Orta Asya’ya hâkimdi. Oğuzlar da Göktürklere( ) bağlıydılar. Oğuzlar, 9. yy. ortalarında Seyhun ırmağının kuzeyine yerleştiler. Seyhun, Talas ve Çu havzasında Karluk ve Halaçlar ile birlikte yaşayan kalabalık Oğuz boyları da vardı. Seyhun kıyısındaki Yeni Kent, Oğuz yabgusunun kışlık karargâhı idi. Hazar Oğuzları subaşısı Selçuk Bey, 10. Yüzyılın sonlarında boyları ile birlikte aşağı Seyhun bölgesindeki Cent kentine geldi. (Saltık, 2011,95) 992 Yılında Karahanlılar, Samanoğlu 3. Nuh’un ülkesini ele geçirince, Samanoğlu Emiri 3.Nuh, Cent’e giderek, Selçuk Bey’den yardım istedi. Selçuk Bey de oğlu Arslan Yabgu’yu (İsrail), Samanoğlu 3.Nuh’un yardımına gönderdi. 3.Nuh, Arslan Yabgu’nun yardımı ile Karahanlılar’ı Buhara’dan çıkararak tekrar ülkesine kavuştu, ancak daha sonra 999 yılında Karahanlı Arslan iliğ Nasır ile Gazneliler anlaşarak Samanoğulları Devleti’ni yıktılar. Arslan Yabgu, bir daha Cent’e geri dönmedi, Buhara’nın kuzeyindeki Nur bölgesine yerleşti. Selçuk Bey, 11.yüzyıl başlarında Cent’te öldü. Selçuk Bey’in ölümünden sonra, torunları Mikail’in oğulları Tuğrul ve Çağrı Beyler de Maveraünnehir bölgesine göçtüler. Amcaları Arslan Yabgu’ya bağılı olarak kendi boylarını yönetiyorlardı.
Prof. Z.V.Togan: “Selçuklular, “Müslüman olmazsak bu topraklarda barınamayız, onun için Müslümanlığı kabul edelim” fikrine vardılar. Harzem diyarı kentlerinden kendilerine Müslümanlığı öğretecek bilgili kişiler istediler.” (Togan,1981,186)
Nişabur Dergâhı Piri Seyyit Ubeydullah’ın büyük oğlu Seyyit Muhammet, Dergâhın başına geçince; onun kardeşi Abdulgani, 990’larda Buhara’ya göç etmişti. Buhara’nın kuzeyindeki Nur bölgesine yerleşen Oğuzlar, kendilerine Müslümanlığı öğretecek bilgin kişiler isteyince, Seyyit Abdulgani’nin oğulları Muhahammet Buhari ile Abdulaziz, Oğuzların arasına katıldılar. Burada Kınık ve Çepni boyları arasında çalışmalar yaptılar. Çepniler, Alevi İslam’ı seçince, Muhammet Buhari’yi “Pir” olarak kabul ettiler. Seyyit Muhammet Buhari, takriben 1030’larda vefat etti. Kardeşi Seyyit Abdulaziz de Selçuklu ailesinin danışmanı ve şehzadelerin öğretmeni oldu. Selçuk Bey’in torunlarını yetiştirdi. O arada ağabeyinin oğlu Ebul Kasım’ı da şehzadelerle birlikte okuttu. Arslan Yabgu’nun oğlu Kutalmış Bey, Seyyit Abdulaziz’in kızı ile evlendi. Oğuzlar, Samanoğulları( ), Karahanlılar( ) ve Gazneliler( ) arasında ki savaşlarda, duruma göre taraf tutuyorlar, sık sık saf değiştiriyorlardı. Karahanlı imparatoru Kadir Han ile Gazne imparatoru Mahmut Han, göçebe Oğuzları denetim altına almak için aralarında gizlice anlaştılar. Plan gereği Gazneli Mahmut, Selçuklu lideri Aslan Yabgu’yu 1027 yılında tuzağa düşürerek tutsak aldı. Hindistan’da Kanincar kalesine hapsetti. Bu olayı Aksarayi şöyle anlatmaktadır: “Sultan Mahmut, Buhara’ya Karahanlı İliğ Han’ı ziyarete giderken, Selçuk oğullarına elçi göndererek; “Biz, Hint ülkesine gaza düzenlediğimiz zaman, İslam beldelerinin her yerinden seçkin yiğitler kendi istek ve iradeleri ile gazaya destek çıktılar. Selçuk oğullarının bir defa dahi kâfirlerin beldelerine yürümemiş olmaları şaşılacak bir durumdur. Büyükleriniz ve önde gelenleriniz huzura gelsinler. Yapılacak işler kendilerine anlatılacak, sonra padişah nişanı ile geri gönderilecekler.”
Selçuk oğulları Sultan Mahmut’un çağrısına değer vererek, 10.000 silahlı neferle Buhara’ya doğru yola çıktılar. Sultan Mahmut, Selçuk oğullarının onbin neferle geldiklerini duyunca endişeye kapıldı:
“Bizim şimdilik orduya ihtiyacımız yok. Bir bölükle ve ileri gelenlerle gelsinler” diye haber gönderince, Selçuk oğlu İsrail, komutanları ve 300 neferi ile Buhara’ya gitti. Sulan Mahmut’un emirleri, Selçukluları gece boyunca içirip sarhoş ettikten sonra, onları bağladılar. Ertesi gün Sultan Mahmut’un talimatı ile Selçuk oğlu İsrail ve adamları, Hindistan’daki Kanincar kalesine gönderildi. Sonra da diğer Selçuklulara haber göndererek: “İsrail’in daha önce padişah sarayını görmemesi nedeniyle, içkinin de etkisi ile padişaha karşı bazı saygısızlıklarda bulunduğu için bir kaç günlüğüne gözaltına alınmıştır. Gözaltı süresinden sonra hediyelerle geri gönderilecektir. Endişe edilmesine gerek yoktur” dedi.
Selçuk’un diğer oğulları, Sultan Mahmut’un bu sözlerine inandılar. …Daha sonra Selçuklular, 150 yiğit savaşcısını hamal kıyafeti ile Kanincar’a gönderdiler. Onlar bir gece İsrail ve diğer sağ kalan tutsak Selçuklular’ı kaçırdılar. Ertesi gün kale komutanı onları ormanda yollarını şaşırmış vaizyette ele geçirdi. Bu duruma kızan Sultan Mesut, İsrail’i gizlice zehirledi.” (Aksarayi, 2000, 7-8-9)
Selçuklular, Buharalı Seyyitler ile birleşerek, 1035 yılında 10.000 atlı güçle Horasan’a girdiler. Horasan’a yerleşen Selçuklular, Gazneliler’in yüklediği ağır vergileri vermeyince, Gazneliler Selçuklular’ın üzerlerine ordular gönderdiler. Selçuklular, gönderilen iki orduyu da yendiler. 1038 yılında Nişabur, Merv ve Serahs bölgelerini ele geçirdiler. Bunun üzerine Gazneli Mesut, güçlü bir ordu ile Türklerin üzerine yürüdü. Tuğrul Bey 1040 yılında, Dandanakan Meydan Savaşı’nda Gazneli Mesut’u yenilgiye uğrattıktan sonra, Nişabur da bağımsızlığını ilan etti. (Saltık, 2011,93-100).
ÇEPNİLERİN ANADOLU’YA GELİŞİ
Avni Alp Arslan ve Şakir Şevket gibi tarihçilere göre Çepniler; Batı Türkistan’dan çıkıp İran üzerinden Anadolu’ya gelmişler. Önceleri Giresun, Tirebolu, Görele ve Vakfıkebir’e yerleşmişler, daha sonra bir kısmı batıya hareket ederek İzmit, Balıkesir ve İzmir’e yerleşmişler.(Bostan, 2002, 352).
Enver Şerifgil ise, Kuzey İran’da devlet kurmuş olan Hürremiler ile Babekilerin Çepni olabileceğini ve liderlerinin asılmasından sonra yani 9. yüzyılın ortlarında Anadolu’ya göç ettiklerini ileri sürmektedir. (Bostan, 2002, 352).
Bu iddia doğru olamaz. Çunkü Oğuz boyları 990’larda Buhara’nın “Nur” bölgesine indiler. Bu tarihten önce Oğuz boyları Horasan ve Azarbaycan bölgesine inmemişlerdi. Yenik düşen Babek( ) savaşçıları ise, 835 yılında komutanları Nasır öncülüğünde Bizans’a iltica edip, Arapkir-Kemaliye-Divriği üçgenine yerleşmişlerdi. Burada Ermeni Pavloskilerle( ) birlikte bir dönem Mülk ortaklığına dayanan bir devlet kurmuşlardı. Bizans imparatoru Çemişkezos onları 969-976 yılları arasında Balkanlara sürdü. (Ostrogorsky, 1995, 255).
Büyük Selçuklu İmparatoru Tuğrul Bey 5 Eylül 1063 yılında öldü. Rey’e gömüldü. Tuğrul Bey, ölmeden önce erkek çocuğu olmadığı için yerine yeğeni Alp Arslan’ı halef gösterdi. Alp Arslan bu sıralarda 50 bin kişilik ordusuyla Aral-Hazar arasındaki Mangışlak bölgesine yerleşen Cazgır Türklerini egemenlik altına almaya çalışıyordu. Alp Arslan, Rey’e dönüp Kutalmış Bey’i yendi, kendi yayının kirişiyle boğdurttu. Kutalmış’ın kardeşi Resul Tekin, oğulları Süleyman ve Mansur ile onların saflarında yer alan dayıları Seyyit Abdulaziz’in oğlu Gümüştekin Danişment Gazi’yi de asmak isteyince, onun Şafi veziri Nizam-ül Mülk( ) Alparslan’a bir öğütte bulundu: “Onları öldürüp, Türkmenlerin tepkisini üstüne çekme, gönder Diyar-i Rum’a, oralarda yeni topraklar alırlarsa senin ülken genişler, şehit olurlarsa onlardan kurtulmuş olursun” deyince, Alp Arslan onları Birecik tarafına gönderdi.” (Turan, 1965, 97)
Alp Arslan on yıl taht kavgaları ile uğraştı. Onun Şafi veziri Nizam-ül Mülk Alp Arslan’a yine bir öğütte bulundu: “Türkmen boylarını kendi yanına çekmek istiyorsan, onların çok sevdikleri Dedelerden bir kaçını ordularına komutan yap”. (Saltık,1012-80)
Alparslan bu öğüde uyarak, Muhammet Buhari’nin oğlu Seyyit Ebul Kasım Saltuk, Seyyit Muhammet Mengücek Gazi, Seyyit Danişment Gümüştekin Ahmet Gazi ve Doger boy beyi Artuk Şah’ı ordularının başına komutan yaptı. 1071 Yılında Malazgirt’te Bizans imparatoru Romanos Diogenes’i büyük bir bozguna uğrattı. Zaferden sonra Alparslan, Erzurum başta olmak üzere, Doğu Anadolu bölgesini Ebul Kasım Saltuk’a “ikta” olarak verdi. Anadolu’da ilk Türk devletini 1072 yılında Saltuklular kurdular. Ebul Kasım Saltuk’un, dayandığı temel güç, Çepni Türkmenleri idi. Çepniler, önceleri Gümüşhane, Bayburt ve Kelkit yörelerine yerleştiler. Bir kolu, Kelkit Çayı vadisi boyunca Reşadiye’ye doğru ilerledi. Bir kolu da Harşit Çayı’nın yukarı vadilerini yurt edindi.
1239-1240 Yıllarındaki Türkmen İsyanı’na (Baba İshak İsyanı) katılan Çepniler, Anadolu Sel-çukluları tarafından büyük baskılara uğradılar. Özellikle Kelkit-Şebinkarahisar-Reşadiye bölgesine yerleşen Çepniler, daha batıya sürülerek, İç Anadolu’ya dağıtılırken, önemli bir bölümü Amasya-Sinop arasına yerleştiler.
Prof.Uzunçarşılı: “Dânişmendli topraklarında yaşayan Çepnilerin bir bölümü, Selçuklular tarafından Çanakkale ve Balıkesir civarında iskân ettirildiler. Burada iskân ettirilenler, daha sonra Karasıoğulları Beyliği’ni kurdular” diyor. (Uzunçarşılı, 1988: 96-103).
ÇEPNİLERİN BALKANLARA GİDİŞİ
1254 Yılından 1259 yılına dek ülke; 2.İzzettin Keykavus’un Konya merkezi ile 4.Kılıç Arslan’ın Tokat merkezleri arasında paylaşılarak yönetildi. Bu arada iki kardeş, birkaç kez savaştılar. Anadolu Selçuklu sultanları 4.Kılıç Arslan ile 2.İzzettin Keykavus, taht kavgasına düştükleri sırada Rum Pontuslar, Sinop ve Amasya yöresini işgal ettiler. Ortada onlara karşı duracak bir Selçuklu gücü kalmamıştı. Büyük pirler, Hacı Bektaşi Veli, Üryan Hızır, Doğan Ata, Ahmet Faki, Mahmut Hayrani… Sulucakarahöyük’te (Hacıbektaş) toplanıp, gönüllü bir ordu oluşturdular. Sarı Saltuk’ un oğlu Seyyit İsmail Saltuk’un komutasında Sinop ve Amasya’yı kurtarmaya gönderdiler. Seyyit İsmail Saltuk, musahibi Güvenç Abdal ve Gazi Erenleriyle, 1259 yılında bölgede yaygın olarak bulunan Çepniler’i örgütleyerek, Sinop’u ve Amasya’yı kurtardılar. Ancak Anadolu Selçuklu sultanı 4.Kılıçarslan’ın Moğollar tarafından görevlendirilmiş veziri Muhittin Pervane( ), sultana imzalattığı bir fermanla Gazi Erenleri oradan sürdürüp, oğlunu Sinop’a vali olarak atadı. Saltukname şöyle der: “Sarısaltuk, Sultan kılıçarslan’ın adamına öfkelenmişti. Adam dönünce varıp Şerif (Sarı-saltuk)’in sözlerini Sultana aktardı. Sultan çok incindi. Bir veziri vardı, adına Affan derlerdi. Şerif’i sevmazdi. O münafık vezir güçlendi. Bütün yetkiler elinde idi. Sultan ona çok güvenmişti. O vezir Sultana: “Siz bu Şerif’e (Sarısaltuk) o kadar yüz verdiniz ki, size o yüzden asilik eder” dedi. Sultan emretti bir ferman yazdılar. Ferman, Haynup’ta Emir Osman’a geldi. Açtılar, okudular. Yazmış ki: “Şerif, Sultan tarafından azledilmiştir. Çıksın vilayetimden gitsin, durmasın.” Emir Osman ve yarenler çok üzüldüler”. (Demir, 2007, 64).
1259 Yılında 4.Kılıç Arslan’ın Moğol yandaşı veziri Muinettin Pervane, 2.İzzettin Keykavus’un isyan hazırlıkları yaptığı yalanını Hülagü’ye bildirince Hülagü, Alıncak Noyan’ı büyük bir ordu ile Konya üzerine gönderdi. İzzettin Keykavus’un komutanları Ali Bahadır, Uğurlu ve Emir Yavtaş, Aksaray önlerinde Moğol komutan Alıncak Noyan’a yenildiler. 2.İzzettin Keykavus, Bizanslı dayılarına sığındı. Savaşı kaybeden komutanları Mirahur Uğurlu ile Ali Bahadır da adamları ile Bizans’a kaçtılar. Sultan İzzetin’in dayısı Kir Kadit, İzzetin’i “Bizans’ı ele geçirme planları yapıyor” yalanı ile imparatora ihbar edince, Bizans imparatoru onu yakalayıp Aynos (Enez) zindanına attı.
Aksarayi: “Sultan İzzettin Keykavus, İstanbul’u ele geçirme hırsına kapıldı. Komutanı Uğurlu ile birlikte Bizans imparatorunu gizlice ortadan kaldırıp, İstanbul’u ele geçirmek istiyordu. Rum imparatoru bu planı öğrenince sultana gösterdiği izzet ve ikrama pişman oldu. Sultanı yakalatıp oradaki kalelerden birine hapsetti. Altın Ordu imparatoru Berke Han’ın eşi olan Sultan İzzettin’in halası, onun kurtarılması için Hanı teşvik etti. Berke Han, tam donanımlı birkaç bin süvariyi onu kurtarmaya gönderdi.” (Aksarayı, 2000, 56-57).
Seyyit İsmail Saltuk ve Gazi Erenleri Sinop’tan sürülmek istenince, o da Bizans’tan yer istedi. Bu sıralarda Batı Karadeniz kıyılarından Bizans topraklarına Peçenek saldırıları yapılıyordu. Bizanslılar da Saltuk’un 12.000 çadır Türkmenlerini Bulgaristan-Romanya arasındaki “Deliorman” bölgesine yerleştirerek, Peçenek saldırılarına karşı bir çeşit tampon bölge oluşturuyordu. Seyyit İsmail Saltuk, 12.000 çadır Türkmeni ile Deliorman bölgesine gidince, geride kalan talipleri Çepniler’in inanç önderliğini Musahibi Güvenç Abdal’a veriyor. Güvenç Abdal, Dede Kargın’ın kardeşi Seyyit Numan’ın oğludur. (TKHBV AD, 2005, 3; Saltık, 2015,162)
Dr. Maria Batça: “Taht kavgası nedeniyle biri birlerine düşen 2.Gıyasettin Keyhüsrev’in çocuklarından İzzettin yenik düşünce, Bizans İmparatoru 8.Michel’den çevresi için yer istemiş, imparator da Dobruca bölgesini onlara vermişti. Birçok Türk ailesi, İzzettin’in adamı olan Sarı Saltuk Dede komutasında İznik’ten Üsküdar’a, oradan da 1262 yılında Dobruca’ya vardılar.” (Betça, 1998).
Berke Han, 1263 yılında Şehzade Nogay’ı bir ordu ile Trakya’da Aynos kalesinde tutsak bulunan 2.İzzettin Keykavus’u kurtarmaya gönderdi. Seyyit İsmail Saltuk da, Gazi Erenleri ile birlikte komutan Nogay’ın ordusuna katıldı. 2.İzzettin Keykvus’u kurtarıp, büyük ganimetlerle Kırım’a döndüler. Bu ganimetlerle Kırım’da birçok tekke ve zaviye açtılar. Nogay’ın ordusunun çoğu, bu Gazi Erenlerin sayesinde Müslüman oldu. (Togan, 1981, 267). Prof. Z.V.Togan: “Sarı Saltuk’un Anadolu’dan getirdiği bu Gazi Erenler ile Seyyit Safiyettin (Şah İsmail’in büyük dedesi)’in Azarbaycan’dan getirdiği Gaziler sayesinde Berke Han, 1263 yılında Hülagü’nün ordusunu Kafkasya’da Terek ırmağı kıyılarında ağır yenilgiye uğrattı” diyor. (Togan, 1981, 268).
Seyyit İsmail Saltuk, Nogay Han ile birlikte 1281 yılında Kırım’dan Dobruca’ya geçip, Tuna boylarını zapt etti. Seyyit İsmail Saltuk, Dobruca bölgesine yerleşti. Dobruca bölgesi, Tuna’nın Karadeniz’e döküldüğü Romanya ile Bulgaristan arasındaki verimli topraklara sahip bir bölge idi. Burada Babadağ kentine yerleşti. Seyyit İsmail Saltık, Arap tarihçi El Birzali’ye göre hicri 692, miladi 1293 yılında Babadağ’da vefat etti. (El Birzali, 2591). 1299 Yılında Tatar Toktagu Han, Altın Orda hanı Nogay’ı ortadan kaldırınca Balkanlar’daki Müslüman egemenliği son buldu. İsakça–Babadağ çevresi Toktagu Han’ın eline geçti. Saltukname’nin anlattığı gibi “küffar galebe çaldı.” Bölgedeki Türkler’in çoğu Bzans’a iltica ettiler. Bir bölümü Moldovya’ya kaçtılar. Zamanla asimile olup Hıristiyanlaştılar. Bunlar, Çepni kökenli “Gagavuz Türkleri” dir. Gagavuz Türkleri’nin kökenini araştıran Tedeuz Kowolski; “Gagavuz Türkleri, Sarı Saltuk’tan büyük saygı ile söz etmektedirler. Onların yaşadıkları bölgede Sarı Saltuk’a ait bir Ziyaret bulunmaktadır” diyor. (Kowolski, 1998). Bir bölüm Gazi Eren, Seyyit Halil Ece Saltuk’un öncülüğünde Çanakkale Boğazı’ndan Anadolu’ya, Karasi Beyliği’ne geçtiler. Daha sonra Osmanlı’ya katıldılar. Evliya Çelebi, 1651 yılında Deliorman bölgesini ziyaret ettiğinde yoğun bir Türk nüfusundan ve Türk köylerinden bahseder. 80 Köyün listesini verir. Halil Ece Saltuk ile Anadolu’ya dönen bu Gazi Erenler’in büyük çoğunluğu Çepnilerden oluşuyordu. Balıkesir ve Bergama yöresindeki Çepnilerin çoğunun atası bu Çepnilerdir.
Zeki Velidi Togan: “Bugün İzmir ve Balıkesir çevresinde bulunan Çepniler, Kırım ve Dobruca’dan geri gelen Çepnilerin torunlarıdır” der. (Togan, 1981)
Halil Ece Saltuk 1330 yılında İznik’te vefat edince Gazi Erenler’in başına Yakup Ece geçti. 1357 yılında Gelibolu’yu kırk günlük kuşatmadan sonra düşürüp ele geçiren odur.(Aşık Paşa,1985,54-55).
Yakup Ece Saltukla Rumeli’ne geçen Çepniler, Rodop bölgesine yerleştiler. Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman döneminde Rumeli’ne sürülen bir bölüm Çepniler de gelip Rodop bölgesine yerleştiler. 1528 Tarihli Osmanlı Tahrir Defteri’nde bu bölge, “Nahiye-i Çepni” diye kayıtlıdır. Bu bölgedeki Daloğlu, Bekirler, Paşaoğlu, Davutlar, Uzun İbrahim, Fakıhlar, Veyisler, Kurudere ve Döndüler köyleri, ağırlıklı olarak Çepnilerden oluşmaktadırlar. Kıtlık yıllarında, yiyecek bulamayınca, çevrede bazı talanlar yaptılar. Bu talancılar, İstanbul’a şikâyet edilince, Osmanlı onları o sırada savaş halinde bulunduğu (1648-1669 Girit Savaşları) Venediklilere karşı askere yardımcı olarak aldı. Bundan dolayı kendilerine “yardımcı” anlamına gelen “Pomağaç” dendi. Bu sözcük zamanla “Pomak” halini aldı. Pomak adını alan bu Çepni Türkmenleri, hala Bulgaristan ve Trakyada yaşamaktadırlar.
ÇEPNİ BOY BEYİ TAYBOĞA
Gazi Erenlerin Sinop’tan sürülmesi ve 12.000 çadır Çepni Türkmeninin Deliorman bölgesine göç etmesini fırsat bilen Rum Pontuslular, 1264 yılında yeniden Sinop’u işgal ettiler. Çepni Boy beyi Tayboğa, çetin savaşlardan sonra onları geri püskürttü. Pervane, bu başarıyı kendine maletti. (Bibi, 1996, 672)
Pontuslular, 1279 yılında deniz yolu ile Sinop’a bir sefer daha düzenlediler. Çepni Boy beyi Tayboğa onları yenip geri püskürttü. (Bibi, 1996, 672)
ÇEPNİ BOY BEYİ KUŞDOĞAN
Çepni Boy beyi Tayboğa’nın ölüm tarihi bilinmemektedir. Onun ölümünden sonra Çepni Türkmenlerinin başına oğlu Kuşdoğan geçmiş. Kuşdoğan, doğuya doğru ilerliyerek 1297’de Ünye’ yi aldı. (Yediyıldız, 2000: 39).
Çepni Türkmenleri, 1301 yılında liderleri Kuşdoğan’ın öncülüğünde Orta Karadeniz Bölgesi’ni ele geçirdiler. (Bryer, 143; Hahanov, 2004: 66).
Pontus imparatoru 2.Aleksios, 1301 yılı eylül ayında Giresun’a bir sefer düzenleyerek geri aldı. (Bryer, 1980, 142, 180; Hahanov, 2004, 66). Panaretos, Giresun’da savaştıkları Çepni Beyi’nin adının Kuştoğan olduğunu belirtiyor. Kuşdoğan Kalesi’nin bulunduğu köyün adı, 1515 ve 1530 tarihli Tahrir Defterlerinde “Karye-i Kuştoğan” olarak kaydedilmiştir. (387 nolu Defter, 1997: 750). Bulancak’ın kuzeyinde, Kuştoğan köyü (Kuşluhan) yer almaktadır.
ÇEPNİ BOY BEYİ SATILMIŞ BEY
Kuşdoğan’ın ne zaman vefat ettiği bilinmiyor. Ondan sonra Çepnilerin başına Satılmış Bey geçmiş. Fatsa idari olarak Canik Sancağı’na bağlıydı. Osmanlı İmparatorluğu kayıtlarında Fatsa yöresinin adı “Satılmış-ı Mezid Bey” olarak geçmektedir. 1455 Yılı Tahrir kayıtlarına göre, Canik Sancağı içerisindeki “Satılmış-ı Mezid” kazasına doksanın üzerinde köy bağlıdır.
ÇEPNİ BAYRAMLI BEYLİĞİ
“Bayramlı Beyliği”, adını Çepni boy beyi Bayram Bey’den almaktadır. Osmanlı belgelerinde bölgenin adı “Vilayet-i Bayramlu” olarak geçmektedir. Ancak Bayram Bey’den önce, Çepniler Muhtemelen Moğollara, sonra Moğol ardılı Eratna Beyliği’ne bağlıydılar. (BOA. No: 13. 425). Bayramlı Beyliği kurulmadan önce, Danişmendli Melik Yağı Basan, Bizans ve Trabzon Rumlarının sınırlarının birleştiği yerler olan Ünye, Bafra ve Samsun bölgelerine akınlar düzenleyerek buraları, 1157 yılında Türk topraklarına kattı. (Cahen, 1979: 112).
Faruk Sümer: “Dânişmendliler döneminde Çepniler, Kürtün’den hareket ederek Harşit Vadisi yolu ile Karadeniz’e erişmiştiler” demektedir. (Sümer, 1992a: 10). Bayram Bey’in ismi ilk olarak Trabzon kilise tarihçisi Panaretos’un Vekayinâmesi’nde geçmektedir. Kayıtlara göre Bayram Bey, 1313 yılında Ordu yöresini ele geçirerek “Bayramlı Beyliği” ni kurdu. (Bryer, 1980: 143; Tellioğlu, 2003: 64).
Çepniler’in bu başarılı girişimleri Mısır da da duyulmuştu. Endülüslü Ebu Hayyan, 1313 tarihinde Kahire’de yazdığı “Kitabü’l-İdrak li-Lisani’l-Etrak” adlı eserinde, “Kabiletün mine’t-Türk” tabiriyle Çepnilerden söz etmektedir. Hahanov’a göre Haziran 1319 yılında Sinoplu Türkmenler, Trabzon’a dek ilerlemişler ve Trabzon’da büyük bir yangın çıkarmışlar. Bu yangında çok sayıda ev yanmış. (Hahanov, 2004;67). Panaretos, Bayram Bey’in 1322 yılında Maçka’ya bağlı Hamsiköy’e büyük bir ordu getirdiğini, çatışmalarda çok Türk’ün katledildiğini, çok sayıda Türk atının ganimet olarak alındığını kaydetmektedir.(Bilgin, 1997).
Prof.Dr. Osman Turan: “Şarki Karadeniz Bölgesi’ne yaylalardan, geçitlerden ve Harşit Vadisi’nden inen Türkmenler mevcut olmakla beraber bu havali daha ziyade Samsun’dan itibaren sahili takip eden Oğuz Çepni boyu tarafından Türkleştirilmiş.” (Turan, 1269, 233).
Prof. Dr. F. Sümer: “Çepniler’den kalabalık bir kol da Yukarı Kelkit Vadisi’nde yaşıyordu. Bu Çepniler, Trabzon Rum İmparatorluğu’na güneyden yapılan seferlere katıldılar. Bununla ilgili olarak 1380 yıllarında onların (Çepnilerin) kışlıklarının Yukarı Harşit Vadisi’ne kadar gitmiş olduğunu kesin olarak biliyoruz. XV. yüzyılın birinci yarısında ise onların Eynesil-Kürtün-Dereli-Giresun arasındaki geniş bölgenin tamamen kendi tasarruflarında olduğu görülmüştür.” (Sümer, s.130)
1515 Yılında tutulan Tahrir Defterinde, Giresun’un doğusunda yer alan “Vilayet-i Çepni”ye ait “Bayramoğlu” isimli bir nahiye bulunmaktadır. (Trabzon S.D, 1515: 496-694). 1335 Yılında Moğolların taht kavgalarında birbirleri ile savaşması, Anadolu’daki Moğol Genel Valisi Eratna Bey’in bağımsızlık ilan etmesi nedeniyle, Moğollara bağlı Türkmen beyliklerini harekete geçirdi. Özellikle uç beylikleri, bağımsızlıklarını ilan ettiler. Bu beyliklerden biri de Orta Karadeniz bölgesine hakim olan Çepni Boy beyi Bayram Bey idi. Bu nedenle de beylik onun adıyla anılıyor. (Sümer, 1992a: 241-244).
Bayram Bey’in çağrısı üzerine; 1341 yılında, kışlarını Diyarbakır tarafında, yazlarını Erzincan ile Gümüşhane arasında yaylada geçiren Akkoyunlu Tur Ali Bey, Erzincan beyi Ali Ayna Bey, Bayburt beyi Mihmandar Mehmet Bey ve Bozdoğan Bey Trabzon yöresine bir sefer düzenleyip, bölgeyi talan ettiler. Pontus imparatoru 3.Aleksios, bu akınları durdurabilmek için, kız kardeşi Maria’yı Akkoyunlu Tur Ali Bey’ in oğlu Kutlu Bey’e eş olarak verdi.
ÇEPNİ BOY BEYİ HACI EMİR BEY
Bayram Bey’in yerine oğlu Hacı Emir Bey geçti. Hacı Emir Bey, 1357 yılında Maçka yöresini yağmalayınca, 3.Aleksios, ona kızını vererek akınları durdurmaya çalıştı. Türk akınları bir süre yatıştı ancak bu kez, Çarşamba beyi Çelebi Bey’in akınları sürünce, ona da küçük kızı Evdokya’yı verdi. Hacı Emir Bey, 1380 yılında Ordu sahillerini tamamen ele geçirdi. Bunun üzerine 3.Aleksios, 1380 yılında Çepniler üzerine bir sefer düzenleyip, Kürtün ve Suna kaleleri ile Harşit çayının yukarı yatağındaki Çepnilerin kışlaklarını yakıp yıktı. (Tellioğlu, 2003,67).
ÇEPNİ BOY BEYİ SÜLEYMAN BEY 1
386 Yılında Hacı Emir Bey, ağır hastalanıp yataklara düşünce, akranbalarını ve komutanlarını toplayıp, onların huzurunda beyliği oğlu Süleyman Bey’e bıraktı. Süleyman Bey, aynı yıl Giresun Kalesi’ni ele geçirdi. Babası bir süre sonra iyileşince, beyliği geri istedi, ancak oğlu vermeyince araları açıldı. Babasına rağmen 1386’da Bayramlı Beyliği’nin hâkimiyeti tamamen Süleynman’ın eline geçti. Arşiv kayıtlarında “Miri Çepniyan” olarak kayıtlıdır. (Bostan, 2002a: 358). Hacı Emir ile oğlu arasında mücadele başyaınca, Bunu fırsat bilen Tacettinoğulları, Bayramlı Beyliği’ne saldırdılar. Süleyman Bey, Tacettin Bey’in ( ) topraklarına saldırı hazırlığı yapmakta olduğunu öğrenince, Kadı Burhanettin’den yardım istedi. Kadı Burhanettin Şeyh Yar Ali’yi Tacettin Bey’e elçi olarak gönderdi. Kadı Burhanettin, Bayramlı Beyliği’nin topraklarına saldırıda bulunan Tacettin Bey’e: “Onların atalarından miras kalmış mülküne göz dikip düşmanlık ve kavga yolunu tutmuş, dostluk ve kardeşlik haklarını çiğnemişsin. Bu hareketin bana çok çirkin geldi. İyi huyundan ve temiz tabiatından beklenilen şeylerin tersini yaptın.” şeklinde bir mektup gönderir. (Esterâbadî, 1990: 311).
Niksar Beyi Tacettin Çelebi Bey, Kadı Burhanettin’ in elçisine söz vermesine rağmen, sözünde durmayarak 1386 tarihinde Bayramlı Beyliği’ne 12.000 atlı ile saldırdı. Tacettin Bey ve üç bin atlı askeri, savaş meydanında öldü. Tacettinoğulları, büyük kayıplar vererek geri çekilir. Kadı Burhanettin, Niksar’a geldi. Niksar eşrafı kentin anahtarını Kadı Burhanettin’e teslim etti. Süleyman Bey, Kadı Burhanettin’e elçi gönderip bağlılığını bildirdi. Kadı Burhanettin de bunun üzerine Reşadiye kalesini, içindeki zahire ve kıymetli eşyaları ile birlikte Bayramlı Beyliği’ne bağladı. (Esterâbadî, 1990: 309-313-314).
Süleyman Bey zamanında Bayramlı Beyliği’nin başkenti de değişti. Beyliğin başkenti daha önce Mesudiye’ nin Kale köyü iken, bugünkü Ordu il merkezinin 4 km güneyinde kalan Eskipazar’a taşındı. Buraya, “Başkent” anlamına gelen “Ordu” adı verildi. Süleyman Bey, 1397 Yılında Giresun’u ele geçirdi. Bir mektupla Kadı Burhanettin’e müjde verdi. Kadı Burhaneddin, bu haber üzerine ülkesinde davullar çaldırıp şenlikler düzenledi.(Esterâbadî, 1990:485).
1398 Yılında Akkoyunlu Kara Yülek Osman Bey, Kadı Burhanettin’i Sivas önlerinde yenip öldürdü. Kadı Burhanettin Devleti yıkılınca, Tacettin Bey’in oğlulları Mahmut ve Alparslan Çarşamba-Niksar-Terme’ye yeniden sahip oldular. Çepni beyi Süleyman Bey de Ordu-Giresun-Gümüşhane taraflarına bağımsız olarak sahip oldu.
Prof.Uzunçarşılı: “Yıldırım Bayezid, 1398’in ilkbaharında Samsun tarafına bir sefer yaptı, Canik beyi Kubat oğlu Cüneyit’in üzerine gitti. Buranın merkezi olan Müslüman Samsun’u aldı (İki Samsun kalesi vardı. Surlarla biribirinden ayrı idi ve biri Türklerin eline geçmişti). Osmanlı hâkimiyeti altında bulunmak şartı ile Ladik ve diğer bazı kaleler Cüneyit’e bırakıldı. Samsun ve civarı bir Sancak sayılarak Bulgar kralı Şişman’ın Müslüman olan oğlu Aleksandr’a verildi. Çarşamba, Terme, Niksar taraflarına sahip olan Tacettinoğulları Mahmut ve Alparslan; Ordu vilayeti emiri Giresun Fatihi Süleyman Bey ve Bafra beyi Taşanoğlu, Osmanlı hâkimiyetini kabul ettiler.” (Uzunçarşılı, 2003, 1; 299).
ÇEPNİ BOY BEYİ EMİR ÇELEBİ
1455 Tarihli Tahrir defterinde, “Vilâyet-i Bayramlu” ya bağlı “Ordu Nahiyesi” sınırları içerisinde yer alan Küçük Bucak köyü, Hacı İbrahim Çelebi evlatları Emir Çelebi ve İnâyet Çelebi’nin adına kayıtlıdır.(Yediyıldız ve Üstün, 1992: 20).
İspanya Kralı Henri, 1403 yılında Gonzales de Clavijo’yu elçi olarak Timur’a gönderir. Clavijo, Trabzon’a gitmek için gemi ile yolculuk yapar. 31 Mart 1404’ te İsfandiyaroğullarına ait Sinop’a, sonra Samsun’a gelir. Uzun süren bir yolculuktan sonra, “Arzamir” adlı bir Türk beyine ait topraklar olduğunu belirttiği “Bolaman” da kalır. Buradan Tirebolu’ya geçer. Clavijo’nun belirttiğine göre; bu Türk beyinin on bin atlı askeri bulunmaktadır. İspanyol elçi, ayrıca Arzemir’in Trabzon Devleti’nden vergi aldığını da belirtmiştir.(Gonzales de Clavijo, 1993: 59-68). Clavijo’nun bahsettiği “Arzemir”; Süleyman Bey’in kardeşi Emir Çelebi’dir.
ŞEBİNKARAHİSAR-KÜRTÜN ÇEPNİ BEYİ MELİK AHMED BEY
Tahrir Defterlerinden anlaşıldığına göre, 14. yüzyılın sonlarında Şebinkarahisar-Kürtün Beyi Melik Ahmed Bey’dir. Çepni beyi Melik Ahmet, Tirebolu’ya 13,5 km uzaklıkdaki Bedreme Kalesi’nin fatihidir. (Bostan, 2002a: 358). Kürtün’de bir de vakfı vardır. (Bilgin, 1996: 106). 1486 Tarihli Tahrir Defterinde Kürtün Beyi Mehmet Bey dir. Kürtünlü Mehmet Bey, Osmanlı’ya bağlanmış ve kendisine önemli ayrıcalıklar verilmiş. (Bostan, 2002a: 359). Yine 1486 tarihli Tahrir Defterinde, Eşter Beyoğlu Mustafa Bey’e Kürtün bölgesinden Zeamet verilmiş ve Ester Bey’in “Kadim Çepni Beylerinden” olduğu kaydı düşülmüştür. (Bostan, 2002a: 359).
FATİH SULTAN MEHMET VE TRABZON SEFERİ
Fatih Sultan Mehmet Erzincan Yassıçimen yaylasına geldiği zaman, Akkoyunlu Uzun Hasan, telaşa kapılarak annesi Saray Hatun ile Çemişkezek Melkişan (Saltuklu) beyi Pir Hasan’ı Fatih’e elçi olarak gönderdi. Fatih Sultan Mehmet, Trabzon fethine dek onları rehin olarak alıkoydu. Sefer sonrası dönmelerine izin verdi.(Uzunçarşılı, 2006, 2: 54-56). Fatih Sultan Mehmet, Trabzon’u alınca, Çepni beyi Emir Bey; önce Akkoyunlulara, 1473 yılında Akkoyunluların Otlukbeli’nde yenilmesinden sonra da Dulkadiroğulları Beyliği’ne sığındı. Osmanlı, Bayramlı Beyliği topraklarını 1461-1613 yılları arasında, üç kazaya böldü: 1-Canik Sancağı: Bolaman ırmağının batı tarafında kalan bölge, 2-Vilayeti Bayramlu: Boloman ırmağı ile Aksu ırmağı arası, 3-Vilayeti Çepni: Aksu ırmağı’nın doğusunda kalan bölge. (Sümer, 1991a: 13-17). Bölge Osmanlı’ya bağlandıktan sonra Trabzon Sancağı, yedi nahiyeye ayrıldı: 1-Vilayet-i Çepni (en büyük nahiyedir), 2-Yağlu Dere, 3-Bayramoğlu, 4-Kara Burun, 5-Yüreğir, 6-Elki Yomlu Hası, 7-Alahnas-Kürtün Nahiyeleri. Bu yedi nahiye halkı Çepnidir. Fatih Sultan Mehmet’in Trabzon seferi sırasında, Çepnilerin bir bölümü Osmanlıya karşı çıkarken; önemli bir bölümü de Osmanlıya katılıp Fatih Sultan Mehmet’e yardımcı oldular. Fatih de bu Çepnilere zaferden sonra Zeamet -Tımar gibi dirlikler vererek ödüllendirdi ve bunları her türlü vergiden muaf tuttu. (Çelik, TA/VI:319).
OTLUKBELİ SAVAŞI VE ÇEPNİLER
Osmanlı, Türkmen beyliklerini Rum Devşirmeler eliyle kanlı bir şekilde ortadan kaldırınca, hayatta kalan Türkmen beyleri, çevresine topladıkları adamları ile doğuda önemli bir güç haline gelen Bayındır Boyu’na mensup Akkoyunlu Uzun Hasan’ın çevresinde toplanmaya başladılar. Çepniler’in bir bölümü, İl Aldı Bey komutasında Akkoyunlu Uzun Hasan’a katıldılar. Uzun Hasan, 1368 yılında Bitlis’in fethine İl Aldı Bey’i gönderdi. (Sümer, 1999:326). Harşit Çepnilerine mensup olan İlaldı Bey’in Çepnileri Bitlis, Erciş, Ahlat, Van yörelerine yerleştiler.
SAFEVİLER VE ÇEPNİLER
Safeviler; Azerbaycan’a yerleşen ve tamamen Türkleşen Ali soyu Seyyitlerdir. Ana dilleri de, kurdukları Safevi Devleti’nin dili de Türkçedir. Doğuda yeni Türk devleti kurulunca, Anadolu’dan İran’a, gerisin geri Türkmen göçleri oldu.
Faruk Sümer: “İran’a göç eden Türkler arasında Çepniler de bulunmaktadır. Hassa ordusu gibi önemli bir birimde vazife yapmışlar” demektedir.(Sümer, 1992b:82).
Osmanlı Devleti, Şah İsmail ile işbirliği yapan Alevî Çepnilere karşı Torul ve Maçka yöresindeki Hıristiyanlardan yardım ve destek almış. Tahrir Defterlerinde de Harşit Havzasındaki köylerde yaşayan halkın bir kısmının Şah’ın müritleri tarafından zorla alınıp götürüldüğü beyan edilir ki bunun gerçeği şöyledir: Şah İsmail, Çepnilerin bir bölümünü Özel Muhafız alayına alırken, Önemli bir bölümünü de aşağıda anlatacağımız Boy beylerinin emrinde değişik görevlerle görevlendirdi. Çepni Boy beyi İl Aldı Bey’i Van Beyler Beyliği’ne atadı. 1514 Çaldıran savaşında Van ve yöresi Osmanlının eline geçince, o bölgedeki önemli bir Çepni topluluğu Karadeniz bölgesindeki eski yurtlarına geri gönderildiler. Tahrir kaydından: “Bundan evvel Kızılbaş gafleti ile gelüp Kürtün Vilâyetine girüp reâyayı (yarıcı-maraba) mecburi kılıp birlikte götürdükleri için, mal ve mülkleri satılmış veya başkalarına verilmiştir. Vatanlarına geri dönenlere mülkleri iade olmuştur. O reâyanın mülküne sahip olanlar; bennâk, öşr ve sâir rüsumu ile tımar sahibine geri ödeyeler. ” (Bostan, 2002:358)
Çaldıran Savaşı’ndan sonra İl Aldı Bey’in Çepnilerinden önemli bir bölüm, İran içlerine kayarak Hera-Veramin bölgesine yerleştiler. Kanunî Sultan Süleyman’ın İran Seferi (1534) sırasında “Safevîler lehine casusluk yaptıkları” gerekçesi ile Van Gölü çevresinde kalan Çepniler, bölgeden çıkarılarak batıya sürüldüler. Önemli bir bölümü Bergama tarafına sürüldüler. (Sümer, 1999:330). Şah İsmail’in oğlu Tahmasp (1524-1576) döneminde Safevî hizmetindeki Çepnilerin lideri İl Aldı Bey’in oğlu Maksud Bey’dir. Yine bu dönemde Çepni beylerinden Süleyman Bey, Urumiye valisidir. Şah Ali Sultan da Van Valisidir (1548).
Safevi sultanı Tahmasp vefat ettiğinde, onun cenaze töreninde Şu Çepni beyleri bulunmuşlar: Safeviler adına uzun süre Karabağ’ı yöneten ve Hıristiyan Gürcülerle savaşan Celâloğlu Muhammed Bey, Mahmud Halife ve Dönmez Sultan. (Sümer, TDTD/LVIII:6; Bostan, TA/VI:307).
1590 Yılında Şah Abbas Safevi sultanı olunca, Çepni beylerinden Uğurlu Sultan, Murat Sultan, Şah Abbas’ın gözde komutanlarındandı. (Bostan, TA/VI:307). Şah Abbas, 1598 yılında Afganistan seferine çıktı. Yanında önemli bir güç olan Çepniler ve Çemişkezekkliler savaşkanlığını ve başarılarını görünce, Melkişanlılardan(Saltuklulardan) Pir Budak Bey’i kuzey Horasan’daki Kuşan kenti Emirliği’ne atadı. Şah Abbas, kalıcı çözüm için Hare-Veramin bölgesindeki Çepni ve Çemişkezeklilerin ailelerini Horasan’a nakletti. Bunlar 45.000 civarndaydılar. Bunların liderleri Saltuklu Pir Ali Han’ı da Bölge Valiliği ne atadı. Saltuklu Pir Ali Han, bölgenin merkezi şimdiki Aşkabat kenti olan “Darun”a yerleşti. Safeviler Pir Ali Han’a “İlhan” unvanı verdiler. Bu unvan, imparatordan sonra gelen unvandı (Saltık, 2012, 241).
Sümer: “Şah Abbas’ın 1632’deki ölümü sırasında Gilan Çepnilerinin başında Görgin Sultan adında bir bey bulunmaktadır”. (Sümer, 1992b:194).
Tuğrul Bey’in yönetiminde bulunan bir Çepni Oymağı da, Antakya’nın kuzeyinde, Gündüzlü ilçesinde oturmaktaydılar. “Kızdulu” diye anılan bu Çepniler çoğalarak Adana, Aydın ve Saruhan bölgelerine dağıldılar. Rakka yöresine iskân edilen “Kantemür Çepnileri” ise, 1728 yılında oradan kaçarak, bir kolu Ankara/Keskin ilçesine; bir kolu da Turgutlu ve Bergama yöresine gittiler. Çepnilerin Rize ve çevresine kadar gidip yerleştikleri de görülmektedir (Sümer, 2002a: 246-247; Şakir Şevket, 2001: 100; Günay, 1978: 21). Cevdet Türkay’a göre; Osmanlı Devleti döneminde Karahisar Sancağı, Kavak kazası; Canik Sancağı, Ordu kazası; Gümülcine ve Edirne kazaları, Nizip kazası ve Kayseri kazasında Çepnilerin Emirli Cemaati’i yerleşiktir. (Türkay, 1979: 352).
Nacı Bostancı: “Çağırganlu Cemaati, Yeniil Türkmenlerine tabi olan bir cemaattir. Esasen başka bölgelerde yaşamaktaydı. 1691 Yılında bu cemaatin bir kolu olan “Şark Çağırganlusu”, Rakka’ya iskân edilen cemaatler arasına dahil edilmiştir. Bu cemaatin bir kısmı bir süre sonra firar ederek Anadolu’nun değişik bölgelerine dağılmış. Çağırganlu cemaatine mensup bazı kişiler, Çukurova’da Yüregil bölgesinde yaşamaktadırlar. Yeniil ve Halep Hassında Ekinci Mukatası’na dahil olan bu cemaattir. “Ahmetoğlu Cemaati” adıyla anılan bir kolu Yüregir Kazası’nda sakin idi. Ayrıca, Yüregir Kazası’ ndan “Çağırkanlu” adı ile anılan bir köy de bulunmaktaydı”. (Bostancı, Yüksek Lisans Tezi).
1691 Yılında Çepniler, Halep yakınındaki Rakka bölgesine yerleştirildiler. 1726’da Balıkesir Sancağı’na gönderilen bir emirnamede; “Rakka iskânından kaçan Çepni cemaatinin birkaç seneden beri Balıkesir çevresindeki köylerde hayvan ve çadırlarıyla kalıp ekili alan, bağ ve bahçeleri tahrip edip buldukları hayvan ve eşyayı gasp ettikleri için şikâyet edildiğini, bunların yakalanıp “bir nefer dahi kalmamak üzere” geri Rakka’ya gönderilmeleri” istenmektedir.( wikipedia.org/wiki).
Prof. Faruk Sümer, “Oğuzlar” adlı eserinde Çepniler’in ağırlıklı olarak Karadeniz bölgesinde yaşadıklarını yazarak, bize şunu aktarmaktadır: “Trabzon yöresinde kurulmuş, Yenicehisar, Çandırlı, Enguizli, Firuzlu, Halkalı, Karakilise, Yağmurca, Umurlu, Uzun Dere, Yakuplu, Koşdoğan, Köknar, Bozca, Çalışlu ve Çatak gibi Türkçe isim taşıyan 59 kadar köy ve kasaba, Çepniler’e aitti” (Sümer, Oğuzlar,1999).
Kanuni dönemindeki Osmanlı kayıtlarına göre:
43 Vergi nüfuslu bir Çepni gurubu Maraş’ta,
42 Vergi nüfuslu bir Çepni gurubu Bozok’ta,
27 Vergi nüfuslu bir Çepni gurubu Eski İl’de,
44 Vergi nüfuslu bir Çepni gurubu Turgut-Bayırcakuyu, Mahmutlar, Abbas, Hisar, Pazarcık ve Susuzca köylerinde oturmaktaydılar.
133 Vergi nüfuslu bir gurup Şereflikoçhisar’da,
70 Vergi nüfuslu bir gurupta Gölhisar’da yaşıyordu.
1520 Yılında Halep Türkmenleri arasında üç kola ayrılmış bir Çepni oymağı görülüyor. Birinci kol; Antep’in kuzey doğusundaki Rum Kale yöresinde Tuğrul Kethüda’nın yönetimindeki Çepnilerdir. İkinci kol; Antakya’nın kuzeyindeki Gündüzlü kazasındaki Çepnilerdir. Üçüncü kol; Doğuda Boz Ulus arasında yaşamaktaydı. 53 Vergi evi olan birinci kol, 1570 yılında 397 vergi nüfusuna yükselmiştir. Boz Ulus arasında yaşayan 29 Vrgi nüfuslu “Kızdılu Çepnileri” 1613 yılında Batı Anadolu’ya göç ederek Saruhan (Manisa) ve Aydın sancaklarında yurt tuttular. 34 Vergi nüfuslu bir Çepni topluluğu Adana’nın Sarı Çam yöresinde yaşamaktadırlar.
16.Yüz yılda Bozok (Yozgat) ta 42 vergi nüfuslu “Çepni” adlı küçük bir oymak yaşıyordu. Orada varlığını bu güne kadar sürdüren “Çepni” adlı bir köy var. Yine 16.yüz yılda Çorum/Alpoğuz köyünde “Çepni Özü” adlı bir oymak yaşamaktaydı.
Isparta/Gölhisar’da da 70 vergi nüfuslu bir oymak görülmektedir.
Koçhisar Gölü’nün güney ucuna çok yakın olan Eski İl’de yaşayan Çepnilerin büyük bir kısmı Yavuz Selim döneminde (1512-1520) yedi köye yerleştirildiler.
1570’lerde 44 vergi nüfuslu bir Çepni oymağıda Turgut yöresinde yaşamaktaydılar. Adana’nın Saruçam nahiyesinden gelip Ankara/ Şereflikoçhisar kazasına yerleşen 133 vergi nüfulu bir Çepni obası vardı.
Ulu Yörükler diye anılan Çepni kolu, Yukarı Kelkit boylarından Zile-Akdağmadeni yöresine göç ederek, Çekerek ırmağı boylarına yerleştiler. 1575 Yılı Osmanlı kayıtlarına göre 1884 vergi hanesi olup, 32 kışlakta oturmaktadırlar.
1522 Yılında 35 vergi hanesine sahip Çapanlı Çepni Oymağı’nın Felahiye-Özvatan-Sarıoğlan Başpusak, Tamaşla ve Gökçe mezralarında oturmaktadırlar.
Yine Çapanlı oymağından bir toplulukta Tomarza/ Kuştere de Çepni kışlağında oturmaktadır.
Vilayetname’den anlaşıldığına göre Sulucakarahöyük (Hacıbektaş) köyünde de küçük bir Çepni obası var.
1570 Yılı Osmanlı kayıtlarına göre Dersim yöresindeki Çepniler, 16 vergi hanesine sahiptirler. Dersim Çepnileri, çok daha fazla idiler. Safevi Devleti kurulduğu zaman, Çemişkezek Melkişan beyi olan Pir Rüstem Saltuk’la birlikte Şah İsmail’in yanında yer alıp, onun 1.000 kişilik Muhafız alayını oluşturdular. Bu Çepniler, yeniden Dersim’e dönmediler. Dersim de kalan Çepnilerin önemli bir bölümü, Yavuz Sultan Selim zamanında Saltuklularla birlikte katledildiler. Bu tarihten sonra Dersim’de çok az sayıda Çepni kaldı. Bunların bir bölümü halen Hozat’ın Ağveren, Çemişkezek’in, Bıradi, Pülümür’ün Kırkmeşe köylerinde oturmaktadırlar ve yörede “Ağverenliler” diye anılmaktadırlar.
Çepniler şu alt oymaklara ayrılıyorlar:
1. Ağviranlu Oymağı
2. Ahmetoğlu Oymağı
3. Ayanlar Oymağı
4. Başım Kırmızı Oymağı
5. Çağırganlu Oymağı
6. Çapanlı Oymağı
7. Çepniborlu Oymağı
8. Çunkarlu Oymağı
9. Emiroğlu Oymağı
10. Evci Oymağı
11. Eyne Hocalı Oymağı
12. Garili Oymağı
13. Göcekli Oymağı
14. Hacılu Oymağı
15. İlyaslı Oymağı
16. Kantemürlü Oymağı
17. Karalar Oymağı
18. Karmazlu Oymağı
19. Kızdulu Oymağı
20. Köseler Oymağı
21. Nusratlı Oymağı
22. Sarılu Oymağı
23. Şuayuplu Oymağı
24. Titeniklu Oymağı
25. Ulu Yörük Oymağı
26. Yalınayak Oymağı
Çepni kökenli Oğuz Türkmenleri, büyük kentlerin dışında halen 845 köy ve kasabada yaşamaktadırlar. (Veli Saltık, “Çepniler ve Güvenç Abdal Ocağı, 2015. Kuloğlu Yayınları)
SONUÇ Çepniler, Anadolu’ya gelen ilk Oğuz boylarından biridir. 1239-1240 Yıllarındaki Baba İshak İsyanı’na katılan Çepniler, İsyancıların Kırşehir Malya ovasında yenik düşmelerinden sonra büyük kıyımlara uğratılarak yurdun dört bir yanına sürüldüler. Cevdet Türkay: “15.-16.Yüzyıllar arasında Osmanlı sınırları içinde Çepni, Çepniyan, Çepnilü, Çepnibor, Çepni Kandemir, Çepnihacılu… gibi adlarla yaşayan Çepniler’in; Trabzon, Karesi, Sivas, Tokat, Aksaray, Urfa, Saruhan, Kefe, Şebinkarahisar, Kocaeli, Kayseri, Adana, Çıldır, Erzurum, Kars, Ahıska, Halep, Aydın, Kütahya, Akşehir, Canik, Hamid, İçel, Bozok, Maraş, Karaman, Soma, Rumkale, Birecik, Dimetoka, Mudanya kaza ve sancaklarında oturduktadırlar”. (Bostan, TA/VI:307).
Osmanlıların Yavuz ve Kanuni dönemlerinde, diğer Türkmen boylarında olduğu gibi, Çepniler de önce katledildiler, sonra da mezhep değiştirmek için ödüllendirildiler. Mezhep değiştiren Çepni beylerinden: Ali Yar Bey’e Busatlı Zeameti; Ali Han Bey, Hikmet Bey, Nasuh Bey’lere Tımarlar verildi. Ordu merkez ilçeye bağlı Kızılhisar köyü 41 hane olup, Hamza Bey’e Tımar olarak verildi. 1455 Tarihli Tahrir Defterine göre Gavraz köyü ve Karatonlu mezraası Veyis Bey’e Tımar olarak verilmiş. (Yediyıldız-Üstün, 1992, 213-214). Aydınoğlu İbrahim’e ve Pirioğlu Busat’a Karadeniz yöresinin Sipahilikleri verildi. 1510 Yılında Trabzon Sancak Beyi olan Bıyıklı Mehmet Bey, Çepnilerin inanç önderlerinden biri olan Güvenç Abdal soyundan gelen Yakup Halife ve akrabaları için Giresun ve Ordu’da Tımarlar ve Vakıf arazileri verdi. Şah Ali Sultan adındaki Çepni beyi, 1548 yılında Van Beyliği’ne atandı. Süleyman Çelebi, Urumiyebeyi oldu. Muhammet Bey, 1556 yılında Karabağ’ daki Osmanlı kuvvetlerinin komutanlığına getirildi. Bütün bu ödüllendirmelere rağmen Alevi Çepniler, çoğunlukla Osmanlı ile çatışma halindedir. Bunun üzerine 1585 yılında, bütün Beylerbeyliklerine gönderilen bir fermanla; Çepni, Tad ve Kızılbaşlara dirlik verilmemesi emredilmektedir. Çepni Boyu, günümüzde Rumeli ve Anadolu’da yaşayan Oğuz/Türkmen boylarının en kalabalık olanlarından biridir. Rumeli-Ege ve Akdenizdekilerin Çoğunluğu Alevi olmalarına rağmen Karadeniz bölgesindekilerin çoğunluğu Sunnidir.
Faruk Sümer: “Çepniler, Alevi olup, sonradan Sunnileştiler” diyor.(Sümer, Oğuzlar, 1999).
Kafesoğlu: “Araştırmalara göre sabittir ki; Çepniler Alevi’dir ve Karadeniz’e intikalleri sonrasında Sünnileşmişlerdir” diyor. (Kafesoğlu, 2000).
Prof.Alemdar Yalçın: “Şalpazarı merkez ve köylerinin tamamı halen Çepni’dir ve bundan gurur duymaktadırlar. …Çepniler ve Güvenç Abdal Ocağı ile ilgili araştırmamızın son durağı olan Ordu/ Gürgen-tepe’deki araştırmamıza Akören mahallesinden Kâzım Taşpınar Dede (Çolak Kâzım) kaynaklık etti. Kâzım Dede, Çantacı Muharrem ile akrabadır. Çantacı Muharrem Çepniler ve Güvenç Abdal Ocağı için kilit bir isimdir. Çünkü Çantacı Muharrem bütün Çepnileri göç ettikleri ve dağıldıkları yörelerde ziyaret eden oların görgüsünü yapan son kişidir. Çantacı Muharrem Dede’nin ölümünden sonra Çepniler arasındaki bağlantı kopmuş, görgü ve cemlerinin yürütülebilmesi için Hacıbektaş Çelebilerine başvurmuşlardır.” (Yalçın, 2005: 35).
KAYNAKLAR
1. KERMETTİN AKSARAYI (2000), Müsa Meretü’l Ahbar, Çeviri: Mürsel Öztürk, TTK Yayını.
2. AŞIK PAŞA TARİHİ, (1985), Çeviri: Nihal Adsız, KB Yayını.
3. BETÇA Dr.Maria (1998), Uluslararası Eren ve Evliyalar Kurultayı, Ervak Yay.
4. BOA(Başbakanlık Osmanlı Arşivleri), 387 nolu Defter, 1997: 750
5. BOA. No: 13. 425. 6. BOSTAN M.Hanifi, TA/VI:307
7. BOSTAN M. Hanefi, (2002a). XV-XVI. Asırlarda Trabzon Sancağında Sosyal ve İktisadî Hayat. TTK Yayınları.
8. BOSTANCI Harun, Osmanlı Döneminde Doğu Karadeniz Bölgesinde Kurulan Tekke Ve Zaviyeler. Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Bölümü, Yüksek Lisans Tezi.
9. BRYER Anthony. (1980). “Greeks and Türkmens: The Pontic Exception”. The Empire of Trebizond and The Pontos, London.
10. CAHEN Claude, (1979), Osmanlılardan Önce Anadolu’da Türkler. çev. Yıldız MORAN, E Yayınları.
11. ÇELİK Ali, (1999), Trabzon-Şalpazarı Çepni Kültürü, Trabzon Valiliği Yayınları.
12. DEMİR Prof.Necati, (2013), UKİT Yayını, s.64
13. EL BİRZALI, Topkapı Sarayı Müzesi, 2591 No’lu kitap.
14. ESTEREBADİ Erdeşiri,(1990), Bezm-u Rezm, Çev. Mürsel Öztürk, Kültür Bakanlığı Yay. 15. GONZALES DE CLAVİJO, (1993). Anadolu, Orta Asya ve Timur, Ses Yayınları.
16. GÜNAY Turgut, (1978), Rize İli Ağızları, Kültür Bakanlığı Yay.
17. İBNİ BİBİ (1996), El Evamirü’l Ala’iye (Selçuk Name), Çeviri: Mürsel Öztürk, KB Yay. 18. KAFESOĞLU İbrahim, (2000), Türk Milli Kültürü, Ötüken yay.
19. KOWOLSKİ Tedavuz, (1998), Uluslararası Eren ve Evliyalar Kurultayı, Ervak Yay.
20. OSTROGORSKY (1995), Bizans Devleti Tarihi, Çeviri: Fikret Işiltay, TTK Yay.
21. SALTIK Veli, (2006), İz Bırakan Erenler ve Alevi Ocakları, Kuloğlu Yayınları.
22. SALTIK Veli, (2011), Alevi Türkmen Tarihi, Kuloğlu Yay.
23. SALTIK Veli, (2012) Sarı Saltuk ve Saltuklular, Kuloğlu Yay.
24. SALTIK Veli, (2009) Türkmen İsyanları, Kuloğlu Yay.
25. SALTIK Veli, (2015) Çepniler ve Güvenç Abdal Ocağı, Ankara, Kuloğlu Yay.
26. SÜMER Prof.Faruk, (1999),Türk Dünyası Araştırmalar Vakfı.
27. SÜMER Prof.Faruk Türk Dünyası Tarih Dergisi,6.
28. SÜMER Prof.Faruk. (1991a). “Çepniler -I-”. Türk Dünyası Tarih Dergisi. 55: 3-11.
29. SÜMER Prof.Faruk. (1991b). “Çepniler -III-”. Türk Dünyası Tarih Dergisi. 57: 5-18.
30. SÜMER Prof.Faruk. (1992a). Oğuzlar. Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Yayınları.
31. SÜMER Prof.Faruk. (1992b) Tirebolu Tarihi, Tirebolu Kültür ve Yardımlaşma Derneği Yayını.
32. Şâkir Şevket. (2001). Trabzon Tarihi, haz. İsmail Hacıfettahoğlu, Trabzon Belediyesi Yayını.
33. TELLİOĞLU, İbrahim. (2003). “Panaretos Kronikleri”,Türk Dünyası Araştırmaları Yay. 34. TOGAN Prof. Z.V. (1981), Umumi Türk Tarihine Giriş, Ötüken Yay.
35. TRABZON ŞERRİYE SİCİLLERİ, Nr: 1818, 97-98 36. TURAN Prof.Osman, (1969), Selçuklular Tarihi ve Türk – İslam Medeniyeti.
37. TURAN Prof.Osman, (1965), Selçuklular Tarihi Ve Türk İslam Medeniyeti, Ankara, S.97. 38. Gazi Üniversitesi TKHBVAD, 2005, 3;
39. TÜRKAY Cevdet.(1979). Osmanlı İmparatorluğu’nda Aşiret ve Cemaatler, Tercüman Yay.
40. UZUNÇARŞILI Prof.İsmail Hakkı. (1988). Anadolu Beylikleri, TTK Yayınları.
41. UZUNÇARŞILI Prof.İsmail Hakkı, (2003), Osmanlı Tarihi, C. I. Ankara: TTK Yayınları. 42. UZUNÇARŞILI Prof.İsmail Hakkı, (2006), Osmanlı Tarihi, C. 2. Ankara: TTK Yayınları. 43. WİKİPEDİA.ORG/WİKİ; Erişim: 14.04.2013
44. YALÇIN Prof.Alemdar, (2005) Gazi Üniversitesi TKHBVAD , S.35
45. YEDİYILDIZ, B., ÜSTÜN Ü,(1992), Ordu Yöresi Tarihi’nin Kaynakları I – 1455 Tarihli Tahrir Defteri, Türk Tarih Kurumu Yayını.

Facebook Hesabınızla Yorum Yapabilirsiniz

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

İlgili Terimler : , ,
TemaFabrika